partiden alkolden, işten dersten, dertten tasadan, kavgadan gürültüden, güneşin doğuşunu izlemeden ama her yer çelik soğukluğunda bir beyaza bürünmüşken yatıyorum, vücudum çoktan uyumuş ama zihnim yarım yamalak çalışıyor. önümde pis bir uyku var, zamansızlığı bile huzursuz ediyor. yatıyorum yatakta ama üşümekten uyuyamıyorum, soğukluk dışarıdan değil de içimden geliyormuş gibi, hiç ısınamicakmışım gibi. uyuyana kadar geçen o kısa sürede iyice afallamış algılarımla tavanla duvarın birleştiği çizginin hareket ettiğini görüyorum, gerçek olamayacağını biliyorum tabi içten içe ama bunu aklıma getirmeye mecalim yok. hani böyle içi su ve kar taneleri dolu süs eşyaları olur ya, sallarsınız kar taneleri havalanır sonra da yavaşça çöker. işte zihnimdeki yorgunluk öyle çöküyor vücuduma, yorgan rehavet veriyor ve uykuya dalmaktan çok bayılmak gibi gözlerim kapanıyor. bugün de böyle geçti, nasıl olacak bilmiyorum ama belki yarın daha güzel olur diye düşünüyorum günü sonlandırabilmek için. umuttan çok yenilgi hissediyorum. yapmam gereken şeyler var içimde de büyük bi huzursuzluk ama bunları çözebileceğim zaman şimdi diil, vücudum uyuştu çünkü. bu uyku güzel rüyalar getirmicek. işte bu sabahın şarkısı bu. şimdi uyuyim.
amsterdam
19.08.2007, 06:03
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder