18 Eylül 2008 Perşembe

it's the stupid details that my heart is breaking for

şu son derece insani bir şey, ve ben yine insani bir şekilde sevmiyorum:



günlük hayatının settingleri değiştikçe, eski günlük hayat düzeninde geniş yer tutan ufak detayları unutmaya başlıyor insan. yani bazı olayları, insanları filan unutmaktan bahsetmiyorum. her allahın günü geçtiğin sokağın adını unutmaktan, birkaç güne bir aldığın sigaranın fiyatını unutmaktan, metroya bindiğin durakların, sık sık gittiğin lokantaların isimlerini, ikide bir çevirdiğin telefon numaralarını unutmaktan bahsediyorum. bir dönem için hayatımın doğal bir parçası haline gelmiş, adım gibi bildiğim böyle şeyleri hatırlamakta güçlük çekmekten nefret ediyorum. tedle bilkentle ilgili oluyo bu bana mesela, eski evimizle ilgili, berlinle ve amsterdamla ilgili.



anıları insanları kaydedebilirim unutmak istemediğimde, ve onları hatırlamamak benden çok onlarla ilgili bir şeymiş gibi geliyor. ama böyle detaylar kaydetmeye değer, bilgi niteliği taşıyan şeyler diil. bu settinglerden uzaklaşmamın doğal sonucu bu, ve yavaş yavaş bu izlerin kaybolması da uzaklaştığımı fark ettiriyor ve hoşuma gitmiyor.



ilk döndüğüm aylardaki kadar diil ama hala amsterdamla ilgili flashbackler oluyo, ne bilm birden okuldan eve dönerken bisikletle altından geçtiğim köprü geliyor gözümün önüne, ya da okulun kantini, zeyneplerin yurdu vs. peki o zaman hollanda'daki cep telefonu numaramı nasıl unutabiliyorum mesela? yurttaki merdivenlerde duran trafik levhasının üzerinde yazan anlamını bilmediğim ama her gördüğümde dilime dolanan kelimeyi? berlin'de hemen her gün ve gece gittiğimiz güzel mahallenin adını? bilkentin online sistemindeki şifremi? yurt odamızın telefon numarasını? ted'deki hocaların adını söyliyceğimde neden çat diye gelivermiyo da bi düşünmek zorunda kalıyorum? aklım almıyor. pis.

Hiç yorum yok: