
yazmayalı birkaç ay, amsterdam'dan döneli 1 yıl oldu. ben bu sene biraz avukat, biraz okullu oldum, tam bir sevgili oldum, eksilip duran bir arkadaş oldum, ve sanırım iyi bir evlat oldum. bunları anlatabilirim ama şimdi içimden gelmedi.
bu sabah içimde bi sıkıntı vardı. ofis bazen içinde rahat hissetmediğim kıyafetlerle yanında rahat hissetmediğim insanların etrafında dolaştığım bir yerden öte bi şey olmuyor. hastane desen zoraki ölçüsüz şakalaşmalarla korkularımızı bastırmaya çalıştığımız kimin kimi teselli ettiği belli olmayan bir yer olup çıktı, koridorlarına yakışmıyoruz bile, herkes gibi.
sonra kaçtım ve eylül yağmurunun yarım yamalak aydınlattığı mutfakta eteromun yaptığı kahvenin dumanı alıp götürdü bunları. içimdeki sıkıntı yağmur sıkıntısıymış meğer. yine de başım sızlıyor biraz ama o kadar da olsun artık.
fat freddy's drop-roady amsterdam'daki sonbahara yakıştığı kadar ankara'dakine de yakışıyormuş.
1 yorum:
eteron kurban olsun sana derkene tam ituneste james dean bradfield'den "to see a friend in tears" caldi, cok ozledim, yaziyim istedim. yoksa bunlar tesaduf falan degil.
Yorum Gönder