herkesin göreceği yerlere yazı yazarken çekinen parmakların ucundaki bir blog. ve hugo parmaklarımızın ucunda.
26 Kasım 2008 Çarşamba
sabah halleri
brazaville, beirut, alaska in winter, sıkıcı bir iş, uykusuzluk, kahve kokusu, soğuk güneşli bir hava, boğazımda nerden geldiği belli olmayan bir yumru. eh işte ne iyi ne kötü.
gece ders çalışıyosam sabah karşı üşüyünce, burnumu masa lambasına dayayarak ısınmaya çalışıyorum. renkleri ilk öğrenirken benim için her şey "mami" ya da "mami diil" idi. gece uykumu tam almaktansa öğleden sonraya şekerlemelik bi dilim bırakmak gibi bi alışkanlık edindim. eteromla yolculuğa çıkmak en çok sevdiğim şeylerden biri. avakadonun tadını epey sevmeye başladım. insanlardan başka evimi ve şehri de çok özlüyorum. kokusunu en çok sevdiğim şampuan blendax. kan aldırmaktan çok korkuyorum. annemle daha çok şey paylaşıyorum ama babamı kendime daha yakın buluyorum. bence mandalina tasarım harikası bi meyve. berlini çok sevdim. fotoğraf makinamı yanımda taşıdığım günler, taşımadığım günler için büyük pişmanlık hissetmeme sebep oluyo. dış görünüşümle ilgili, alnımdaki yara izi ve kısa boylu olmam beni hiç rahatsız etmedi. bi insanın burçlara cidden inanması benim gözümde o insanı bitiriyo. cerenin düğününe gidememek şimdiden içimde kocaman bir ukte. bi kere karşımdan gelen insana "merabaaa" yerine "meselaaa" diye bağırmıştım. bi de hafızam çok kuvvetlidir.
1 yorum:
gripin ne demiş "elalem" adlı şarkıda:
"Geçecek hepsi, kafana takma
Mutlu olmak senin elinde, unutma
Kıymet bilmez onlar aldanma, yorulma"
Yorum Gönder