18 Şubat 2009 Çarşamba

ev

cumartesi günü öğlen milli kütüphaneden eve yürüdüm. ankara'da az rastlanır derecede rüzgarlı bi hava vardı ama güneş de vardı. milli kütüphane'den anıttepe'ye ordan bakanlıklar'a ordan atatürk bulvarı'ndan kuğulu park'a. sonra orda güzel bi mola.





geniş düz caddelerin kenarında pek yaya olmayan kaldırımlardan yürürken şehrin gürültüsünün kamuflajında bağıra bağıra şarkı söyledim. genel kurmay başkanlığı, deniz kuvvetleri komutanlığı, bakanlıklar, meclis filan diye önlerinden geçerken, ankaralı olmayan birinin gözleriyle bu bina dizisinin ne kadar fantastik göründüğünü düşündüm eğlendim, sonra kuğulu park'ta güvercinlerle serçelerin kıt kaynaklar için savaşını tom ve jerry izler gibi izledim. ve tüm gün hiç yalnız hissetmedim.

bu kocaman şehir var ya, geniş caddeleri, binaları, yolları, parkları.. güzelliği ve çirkinliği, düzeni ve düzensizliği, aynı kalan ve değişen her şeyi, hepsi benim, bana ait. sokaklarında evimin odalarında dolaşıyomuş gibi, rahat, kaygısız, tetikte olmama kaybolmaktan korkmama gerek kalmadan geziniyorum. çünkü burası benim.

sonra akşama doğru ışık geldi. klasik annemler şehir dışında haftasonusu. evde böyle televizyonsuz müziksiz, sessiz sedasız, salon koltuklarına yayılarak, sohbetle pijamayla biraz şarapla geçen huzur akşamı. sonra saat kurmadan 10 saat filan uyuma uyanma sağa sola dönme. sonra uzuuuun pazar kahvaltısı. <3



hani sen tam da o anı yaşamaya gitmişsin ya, işte ben de tam da bunları yaşamak için kalmışım.

bu yazıya oh laura-a call to arms eşlik etmiştir, konuyla ilgisiz ama güzel bi şarkı.

2 yorum:

Unknown dedi ki...

aspava atlanmis, sarki secimim calinmistir, tazminat talep ediyorum hakim bey.

gumz dedi ki...

hakim bey yok avukat hanım da aspava'ya kadar gitti gelcek işallah.