uyumaya çalıştığımda ya da yoğun bi şeyler düşünürken ya da aylak bi günde hayal kurarken, düşünceyi daha fazla ilerletemediğim anlarda, başa sarmaca oynarım. buraya nerden gelmiştim, bundan önce ne düşünüyodum diye diye her seferinde bi basamak geriye zıplar, o ilk düşünceye ulaşmaya çalışırım. geri dönüş yolunda, giderken sahip olmadığım bilgelik veya simply başka bi açıdan tekrar bakmak ne bilm işte başka bi gözle bakmak; o eski gördüklerimde yeni şeyler fark etmemi sağlar, anlamlar pekişir. aynı şeyleri tekrar görmekten hiç sıkılmam. kimi zaman ulaşırım, kimi zaman ulaşamadan uyuyakalırım, kimi zaman bi önceki adımlar başka düşünceleri tetikler yan yollara sapar geri gelirim, kimi zaman ilk düşünceden o kadar uzaklaşmış olurum ki başa sardıkça ortalık bulanıklaşmaya başlar bi önceki adımlarımdan emin olamam, bi düşünceyi kovalarken diğerini unuturum dibe gömülür ya da uçar. işte bu ne zamandır aradığım "vücudumun sadece zihinsel faaliyetleri işler bi halde kalsam bi gün, zaman nasıl geçer" sorusuna cevap oyunlardan bi tanesi. hem uyumak hem uyanıklığı yaşamak için çare olması da tatlı bi ters-simetri, zihnin kendi dehlizlerinde kaybolması. amaan çok da orijinal değil, bu oyunu oynayan çoktur eminim.
bu albümün ismini nasıl tercüme edersin? döngülenen halet-i ruhiye biraz tuhaf oluyor sanki, İngilizcesi daha güzel. kafa da kaldırmıyo he bikaç şarkıdan sonra.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder