9 Ağustos 2007 Perşembe

gurbet serisi no1: girizgah

amsterdam'daki senem sonuna yaklaşırken, 1 sene öncesine göre çok farklı bir yerdeyim, kendimle ve hayatla ve avrupayla ilgili büyük küçük bir sürü şey öğrendim, keşfettim. hem geçen senenin bir muhasebesi olsun diye, hem de unutmamak için, ilerde dönüp tam bugün neler düşündüğümü görebilmek için dönmeden önce yazmak istiyorum bunları. hem belki bi noktada birilerine de bi faydası dokunur, bilemiyorum. gerçi zaten benim için bütün bu blog hadisesinin işlevi bu biraz.


öncelikle şunu söylemek lazım belki: ben böyle çok gurbetçi psikolojisine girmeyi, giriyor gibi görünmeyi sevmiyorum. poz yapıyormuşum gibi görünmesinden filan korkuyorum, yalandan intihar edip "hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti" diye ağlak yapmak gibi bir drama queenlik olcak filan gibi geliyor. baştan böyle bir disclaimer verirsem, gerisini daha kolay yazabilirim sanıyorum. yani sonuçta atla deve diil çünkü, ama insanlık için küçük benim için büyük bi adım oldu yine de bu sene. işte yaşadığımız her deneyimle nasıl evriliyorsak, bu da onlardan biri sadece. yani burdaki pek çok şey, başka zamanlarda küçük ölçekte benzerlerini hissettiğim duyguların biraz yoğunlaştırılmış ve bir araya toplanmış hali oldu esasen, ölçek değişince sonuçların ne kadar değiştiğine şaşarsınız.

buraya gelirken hissedeceğimi düşündüğüm ve göze aldığım iyi kötü bir sürü şey vardı. şimdi dönüp bakınca tam tersi sanırken, gerçekte ne kadar hazırlıksız olduğumu görüyorum. meselenin vuruculuğu da burada zaten, koşulları az çok kestiriyorsun ve bunların sana ne hissettireceğini de kestirebildiğini sanıyorsun, ama sonuçta meğer hiç de tahmin etmediğin bir sürü şeye yelken açmışsın. ya hani bi iç organının filan varlığını sana sorun yaratıncaya kadar hissetmezsin ya, aynen öyle kalbinin ve karakterinin bazı yönlerini de tam da o yönlere meydan okuyan şeyler olmadıkça fark etmiyorsun. ilk kez kıskanmanın mide yanmasını hissedene kadar kıskanç biri olmadığını düşünme yanılsaması gibi yani.


o zaman ilk önce bir genel resmi çiziyim, burdaki hayatımı ankara'dakinden farklı kılan, ve yaşadıklarımı şekillendiren koşullar ne oldu? bi kere tabi teknoloci ve gelmeler gitmeler, gelenler gidenler sağolsun evden çok kopuk bir hayatım olmadı. ve buna tam olarak "hollanda'da yaşamak" da denemez sanırım, çünkü mesela burada çalışan bir yabancıdan farklı olarak sürekli uluslararası öğrenci ortamındaydım. bunun dışında, yalnız yaşamak epey büyük bir değişiklik oldu. bir de tabi okulla ilgili şeyler çok şekillendirdi burdaki hayatımı.

anlatıcam...

Hiç yorum yok: