22 Mayıs 2008 Perşembe

seçici geçirgen kariyer avcısı

bu seneden inter alia şunları öğrendim:

1) girmek istemediğin bir kapıyı çalma.

2) girmek istediğin bir kapıyı mutlaka çal.

bunları tam olarak yapmazsan da, hadi bakalım düşün dur..

mekanizma tam olarak şöyle işliyor: eh işte tam da geleceğe yönelik kariyer seçimleri yapma yaşlarındayız malum (henüz evlenme yaşlarında diiliz neyse ki) ha bire kararlar vermek gerekiyo, ve bunların bizi en az bi 10 yıl filan götürebilecek kararlar olması gerekiyo bi de. çünkü şunlardan korkuyoruz:
-ortada kalmaktan, bir baltaya sap olamamaktan
-yaptığımız seçimin opportunity costundan, daha iyi bir fırsatı kaçırıyor olmaktan
-yanlış kararlar verip mutsuz bi kariyerle boğuşmaktan
-profesyonel kararların hayatımızın diğer alanlarına zarar vermesinden (sevgili, sosyal hayat, aile, arkadaşlar vs)
-yanlış/geçici parametrelere göre karar vermekten, gelecekteki halimizin ne isteyeceğini kestirememekten
-reddedilmekten, sonunda oturup kendi becerilerimizi sorguluyor hale gelmekten, kendimize güvenimizin kırılmasından
-sınırlı enerjimizi ve kaynaklarımızı çekici olsa da yüz bulamayacağımız yerlere harcamaktan
-geleceğin belirsiz olmasından
falan filan.
durum böyle olunca çalacak kapı ararken sanırım başlıca iki türlü hataya düşülüyor.
birincisi, seçenekleri mümkün olduğunca çoğaltarak kendini garantiye almak için olur olmaz her yere her şeye başvurmak. "gel" deseler de mutlu olmayacağını bildiğin yerlerle ilgili kafa patlatmak. saçma bi durum. hiç ilgini bile çekmeyen bi şey kafanı bulandırıyo, gereksiz yere aklını çeliyo. gereksiz.
ikincisi de, ortalıktaki rekabeti görüyorsun, başvuru kabul/red hikayeleri dinliyorsun, sanıyorsun ki yaptıklarını ve yapmadıklarını, ne olduğunu ve ne olmadığını artık daha sağlıklı değerlendirebiliyorsun. halbuki hayır, son derece nesnellikten uzaksın. bir de, esas amaç bir şeye, herhangi bir şeye ulaşmakmış gibi bir havaya girebiliyor insan. halbuki hayır, mesele içine sinecek bi şeye ulaşmak. yoksa hiç olmasın daha iyi. ne istediğini biliyorsan, yenilirsen daha iyi yenilirsin sonra tekrar, nolcak ki.. hangisiyse gönlünden geçen, git çal bakalım bi o kapıyı, egon da bu kadar kırılgan olmayıversin. evet evdeki hesap çarşıya uymuyor bazen, biliyorum. ama yine de çarşıyı eve uydurmaya çalışarak mutlu olamicaksın nasıl olsa.
demem o ki, kariyer olsun da çamurdan olsun, diil mesele. illa ki "orası" olsun da diil. azıcık esneklik, azıcık kafa göz yarmaca.
sen çocuk, akademisyen olmak istiyosun uzun vadede, uzun süredir. ne avukatlıkla işin var, ne hakimlikle, ne başka bi şey. aman açıkta kalmiyim mi diyosun? git, garanti olcak üniversitelere başvur ne bileyim, çoğalt seçeneklerini tamam. avukatlık bürosu ne peki? ne akla hizmet? açıkta kaldın diyelim, avukat olmak mı yani seni kurtarıcak olan? mutlu mu olucaksın ki? hayır, otur çalış daha iyi başvurular yap nedir yani? kendime bundan kızıyorum şimdi. başka zamanlar başka şeylerden de.
neyse ki şanslısın.
bir sürü genelleme yapan bi şeyler yazdın yine, çok da yavansın.

4 yorum:

Esin dedi ki...

Peki bu yazının hissettirdiği huzursuzluk konusunda ne yapmak lazım? Kapıları çoktan çaldık, içeri girmek üzereyiz be. Yalnız benim senden farkım senin gibi akıllı olup ders mers çıkaramıyorum yaşadıklarımdan. Hem "saldırmak" insanın en temel içgüdülerinden gamsem, farkında olmak falan davranışları değiştirmiyo. :) Durumdan şikayetçi olmak da aslında düşündükçe bi yandan şımarıkça geliyo. Kimin önünde seçilecek bu kadar yol, hayat var ki? Hepimiz için bol mutluluk diliyorum. Keşke kararlar bu kadar büyük olmak zorunda olmasa.. Hangi renk basmalı kalemi almak istediğimi, hangi filme gitmek istediğimi falan düşünmek istiyorum ben şu anda. :)

chanbong dedi ki...

allah hicbirimize bir daha deli danalar gibi secme ve secilme kosturmacasi yasatmasin. amin.

yazi cok guzel olmus,haftaya bi seminerimsi biseyde konusucam bu basvurular hakkinda, senin yazindan bahsederim. hatta iznin olursa iznini saklamak kaydiyla bunu cogaltip insanlara dagitmak isterim. (fotokopiye usenmezsem)

chanbong dedi ki...

hahaha iznini saklamak degil tabi

ismini saklamak. ismini.

Plastik Dikenli Kaktüs dedi ki...

Kariyer 20 yy. icadıymış. Aslında tüm bunlara mecbur değilmişiz.