işte yine bi akşam, yani bu akşam, bol kahveden ve kararan geceden sıkılıp açtım fotoğrafları yüzüme ufaktan bi tebessüm konsun diye. bu fotoğrafa ne zaman rastlasam aklımdan geçen şeyler yine yalnız bırakmadılar.
yani nostalji bi yana, her seferinde aynı duyguları tekrar yaşatıyo, hatırlatmıyo yaşatıyo. her fotoğrafta olmuyo bu işte, garip.
ethem gemiye gitmeden önce toplaştığımızda "gittikçe ayrıldığımız zamanlar uzuyo ister istemez" tespitiyle basan hüznü (o zaman 59 gün uzundu, zaman kehaneti gerçekler şekilde akıyo), o gemideyken içimden gitmeyen eksiklik ve kendi şehrimin yabancı gelmesini, hiç beklemezken telefon ettiğindeki afallama ve paniği, kısa konuşmadan sonra kapatınca devam eden heyecan ve idrak edememeyi, coşkulu maillara aynı tonda cevap verememenin ne yazacağımı bilememenin ezikliğini, sonra artık gelmesine bikaç gün kalmasının ve posta kutusuna düşen mektubun (zaten "mektup gelmiş! :)" sevincinin dengi cidden epey az şeyde var) iyice arttırdığı özlemi, ve sonunda geldiğinde buluştuğumuz andaki mutluluk patlamasını (ki çok benzerini amsterdam'da central station'ın önünde de yaşadım), böyle hepsini tekrar bi yaşıyorum.
bunların hepsi üşüşmüşken bu fotoğrafı görünceyse ancak şu cümle geçiyo aklımdan: "her şey yerli yerinde". evet bu fotoğraf tam olarak bunu anlatıyo, "her şey yerli yerinde". bi sefer daha tekrarlayabilirdim de, neyse.
sen gemiye giderken şöyle dilemiştik, "hayat önümüze bundan daha uzun ayrılıklar çıkarmasın." tamam, madem çıktı, bari o zaman bundan uzun ayrılıklar çıkarmasın.
yani nostalji bi yana, her seferinde aynı duyguları tekrar yaşatıyo, hatırlatmıyo yaşatıyo. her fotoğrafta olmuyo bu işte, garip.
ethem gemiye gitmeden önce toplaştığımızda "gittikçe ayrıldığımız zamanlar uzuyo ister istemez" tespitiyle basan hüznü (o zaman 59 gün uzundu, zaman kehaneti gerçekler şekilde akıyo), o gemideyken içimden gitmeyen eksiklik ve kendi şehrimin yabancı gelmesini, hiç beklemezken telefon ettiğindeki afallama ve paniği, kısa konuşmadan sonra kapatınca devam eden heyecan ve idrak edememeyi, coşkulu maillara aynı tonda cevap verememenin ne yazacağımı bilememenin ezikliğini, sonra artık gelmesine bikaç gün kalmasının ve posta kutusuna düşen mektubun (zaten "mektup gelmiş! :)" sevincinin dengi cidden epey az şeyde var) iyice arttırdığı özlemi, ve sonunda geldiğinde buluştuğumuz andaki mutluluk patlamasını (ki çok benzerini amsterdam'da central station'ın önünde de yaşadım), böyle hepsini tekrar bi yaşıyorum.
bunların hepsi üşüşmüşken bu fotoğrafı görünceyse ancak şu cümle geçiyo aklımdan: "her şey yerli yerinde". evet bu fotoğraf tam olarak bunu anlatıyo, "her şey yerli yerinde". bi sefer daha tekrarlayabilirdim de, neyse.
sen gemiye giderken şöyle dilemiştik, "hayat önümüze bundan daha uzun ayrılıklar çıkarmasın." tamam, madem çıktı, bari o zaman bundan uzun ayrılıklar çıkarmasın.
4 yorum:
takip ediyorum 3.'de basardin hehehehe gozumden kacmaaaazzzz :)
hahaha sus be 70 milyon bizi izliyo :P
ardahan'da salak bi otel odasında wireless'ı yakalamak için ayurveda meditasyonu yaparcasına bi pozisyon almış bir halde bunu okumak ne demek hiç bilemezsin, bilme zaten buralarda bişey yok boyle uzaklara gitmenin de dönmedikten sonra anlamı yok, herşey geçip hayat kalıyor ya, işte öyle birşey. Seviyorum ulan :)
e ben de seviyorum? hadi gel o zaman artık? :)
Yorum Gönder