bi yandan burayı bırakacağı için üzgün, bi yandan da eve gideceği için mutlu olduğunu söyledi. ama esas derdi, epey endişeliydi. eve gidince herkes değişmiş olucak, ben de değişmiş olucam, nasıl alışıcam, ya beklediğimi bulamazsam, ya bi şeyler değişmişse filan diye korkuyodu.
burdaki hayat biçimimden çok mutluyum, o yüzden döneceğim için ben de üzgünüm biraz. ama evdekileri de çok özledim, o yüzden epey mutluyum da. daha onun gibi gitme psikolojisine girmediğimden mi bilmiyorum ama, içimde hiç endişe yok.
buraya gelmeden 1 gece önce, sabaha karşı, gürmanla sokakta bi duvara oturduk. son 1 senede olan bitenleri dü
şündük. böyle haber başlıkları gibi, onun, benim, tanıdıklarımızın hayatında, ülkede ve dünyada olan önemli şeyleri sıraladık. o sırada oturduğumuz yerin tam karşısındaki kaldırımda da en son ne zaman durduğumuzu hatırlıyoduk. işte o zaman nasıldı hayatlarımız, şimdi nasıl filan diye listeledik böyle. sonra, "abi şu caddeyi geçmek BU kadar şeye mi bedelmiş? şu yolu yürünebilicek en uzun yoldan yürümüşüz." diye durumun absürdlüğüne deli gibi güldük.sonra o gece ondan ayrıldıktan sonra berlinde ondrejyle konuştuklarımız geldi aklıma. işte gidince, geride bıraktıklarımla farklı şekillerde değişmekten korktuğumdan bahsetmiştim. daa çok az bi süredir tanıştığımız için anlamayıp "msn var mail var bikbik" diye teselli edeceğinden korkmuştum, ama o "tabi ki değişiceksin, onlar da değişicek. buna engel olamazsın." diyince içim rahatladı.
işte buraya gelmeden 1 gece önce, bunda korkulacak bi yan olmadığını fark ettim.
tamam, şimdi dönünce muhtemelen ankara'da yaşarkenkinden daa çok fark ederim değişiklikleri, hayat biçimi alışkanlıklar filan da etkileniyo sonuçta, onun da etkileri olur. ama şimdi gurbetçi edebiyatı yapmiyim, o kadar zor olmadı zaten, ben gittim onlar geldi filan, hem hakkaten de "msn var mail var bikbik". yani zaten kaldı ki 1 sene başka bi şehirde yaşamışım, o kadar da büyük bi olay diil.
ama işte tam da bundan önemli bunlar zaten, yani evet esas olay "gitmek" diil çünkü. çünkü kalmak diye bi şey zaten yok. insana bunları yolculuk düşündürtüyo genelde ve o vesileyle farkına varıyoruz ama, aslında bu hep böyle. yolculuk zaten hep var. şimdi yine bi liste yapsam, gürmanla yaptığımızdan daha kabarık olmicak ki mesela. dön bi bak geçmişine, hep yanyana durdukların mı kalmış içinde? ya da, içindekiler sadece yanyana durdukların mı?
eve döneceğimi düşününce, içimi sadece büyük bi huzur kaplıyo. çünkü nereye gitsem evimi yanımda götürüyorum zaten, ve nereye gitsem orası da evimin bi parçası oluyo. (ceren korkma!) gitmekteki hüzün duygusunu yaratan tek şey günlük alışkanlıklar, gerçekten.
kavafis'e saygılarla...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder