3 Ocak 2013 Perşembe

mektubun geometrisi

yazdığım hiçbir mektubun bir kopyasını saklamadım. benim adalet duyguma sığmıyor. bir insanın okumamı istemediği bir şeyi, okuma imkanım olsa bile, okumamayı seçmek gibi bir şey. ben, dengem bozulmadığında, özümde böyle bir insanım. ve bu şekilde yaşıyorum. bu şekilde yaşamayı becerememe sebep olan hiçbir şeyi de hayatımda istemiyorum. vicdan denen şey de budur heralde zaten. yazdığım mektuplardan bana tek kalan başarısız taslaklar ve boşluk oluyor sanırım. tevazunun estetiği. ama eğer bir gün -neden bilmiyorum- yazdığım bir mektubun bir kopyasını saklamak isteyecek olursam bunu kesinlikle fotokopi çekerek veya bilgisayara geçirerek diil, mektubu elle, ilk yazdığımdan bakarak temize çekerdim. ikinci sureti, yani kendime yazdığımı zarfa koyup ona gönderirdim. onun için yazdığım ilk sureti de kendime saklardım. sanırım böylesi anlamlı olurdu. hem de bende kalanı, "o da olsa işte tam böyle okuyacaktı" diyerek, kendi bedenimi onun bedeni sanarak okurdum. böylece mektubun "benim dokunduğuma o da dokunacak/dokundu" kısmı, "bu onun dokunacağıydı"ya döner, daha o dokunmadan onun dokunuşunu duyumsardım. böyle bir mektubu da olsa olsa etero'ya yazardım heralde :)

1 yorum:

Ethemcan dedi ki...

Bak o güzel olur işte.